sivil toplum

Sivil Toplumun Rolü

Sivil Toplumun Rolü

Devletin denetiminde bulunmayan alanlara sivil toplum diyebiliriz.  Sivil toplum’un kökleri antik Yunan’a kadar uzanmaktadır. İlk defa Aristo’nun “koinonia politike- societas civilis” şeklinde sivil toplumdan bahsetmiş ve böylelikle ayırt edici bir anlam kazanmıştır.  Aristo’nun bu kullanımıyla birlikte devlet sınırları içerisinde yaşayan toplulukların bir arada yaşamalarını anlatmıştır. Orta Çağ’a gelindiğinde ise merkezi otoritenin olmadığı , feodal beyler arasında dağılmış bir egemenlik anlayışı vardır. Sivil toplum kavramı bu dönemde kral, feodal beyler ve kitlesinin etkisinde gelişmekteydi. Ortaçağın sonuna doğru ticaretle oluşan kesimler burjuva sınıfını oluşturmaya başladı. Burjuva sınıfının yükselişiyle sivil toplum kavramı bu sınıfın dünya görüşlerine göre tekrar tanımlandı. Bu sayede sivil toplum günümüze kadar gelmiştir.

 Demokrasilerde sivil toplumun rolü          

              Günümüzde sivil toplumu gönüllülük esasına dayalı toplum esasına dayalı kuruluşlar olarak tanımlamamız mümkündür. Bu kuruluşlar herhangi bir kar amacı gütmezler. Toplumdaki çeşitli sorunların devlet nezdinde dikkate alınması için uğraşırlar. Buna rağmen devlete bağlı değillerdir ve devletten destek almazlar. Demokrasilerde sivil toplum devlet sınırlar bunun yanı sıra devleti tarafsız olmaya zorlar. Sivil toplum bir diğer özelliği ise devlet ve toplum arasındaki köprüsü sağlar. Bu sayede toplumdaki bireyler yönetim mekanizmasında daha iyi temsil edilmiş olurlar. Devletin gücünün birden fazla aktör üzerinde dağılmış olması önemlidir. Aksi takdirde güç tek elde toplanacağı için bir dikta rejimi gelişmesi oldukça olasıdır. Sivil toplum aracılığı ile bireyler fikirlerini özgürce ifade etme olanağı da bulabileceklerdir.

               Gerek toplumun isteklerini devlet nezdinde dikkatini çekmek olsun gerek bireylerin fikirlerini daha kolay ifade etmelerini sağlamak olsun. Sivil toplum demokrasilerin işleyişinde önemli bir yer tutarlar. Sivil toplumun ne olursa olsun bağımsız ve tarafsızlığı kaybetmemelidir. Aksi takdirde sivil toplum, devletin bir uzantısı olarak faaliyet göstermeye başlayarak kendinden beklenen fonksiyonları yerine getiremeyecektir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir