sivil toplum

Sivil Toplum Nedir?

Sivil Toplum Nedir?

Son yüzyılda popüler kavramlardan birisinin de, Sivil Toplum kavramı olduğunu sıkça görmekteyiz. Genel olarak, sivil toplumun kişilerin kendi arzularıyla oluşturduğu ortak yaşam alanını ifade etmektedir. 

Sivil sözcüğü, Latince ‘civis’ kökünden türetilmiştir ve ‘yurttaş veya kenttaş’ anlamlarına; ‘sivil toplum’ ise, Fransızca ‘société civile’ anlamına gelmekte; bütün bu anlamlar neticesinde, sivil toplumu, yurttaşlar toplumu yani, yurttaşlık düzeni olarak kullanabilmekteyiz.

Bu kavram ilk kez, Aristoteles metinlerinde görülmektedir. Burada edinilen bilgilere göre, sivil toplum, yasalarla belirlenmiş kurallar sistemi içindeki özgür ve eşit kabul edilen yurttaşların bir siyasal toplumu olarak adlandırılmıştır. Toplumun sivilleşmesi ve günümüzdeki anlaşılan hali ile kullanılması 18. Yüzyılda karşımıza çıkmaktadır. 

Sivil toplumla alakalı çeşitli gruplandırmalar yapmak ve görüşler sunmak mümkündür. Larry Diamona göre, sivil toplum devletten ayrı ve vatandaşın kendi özgür iradesi ile tesis edilmiş bir düzendir. Ancak, günümüzde bu fikrin çok fazla geçerli olduğunu söyleyemeyiz. Günümüzde, yapıların  oluşması ile daha çok Ernest Gellner yaklaşımını kullanabilmekteyiz. Gellner’e göre sivil toplum, birey ile devlet arasındaki mevcut boşluğu dolduran bir yapıdır. Buna göre, sivil toplum kuruluşlarından oluşan bir sistem diyebilmemiz mümkündür. Bir diğer örnek ise, John Keane, sivil toplum üyelerinin devlet dışı etkinliklerle, devlet kurumları üzerinde baskı ve denetim uygulayarak kendi kimliklerini koruyan ve dönüştüren örgütler olarak kabul etmesi, verilebilir. Bunların dışında, Shils, ‘Bir sivil toplum, içerisinde tek tek üyelerinin, gruplarının ve topluluklarının özerkliğinin bireyler ve gruplar tarafından bir bütün olarak topluma ve onun özel merkezi organlarına ve yasalarına karşı üstlenilmiş yükümlülükleri tanımayı içerdiği, çoğulcu bir toplumdur’ olarak ifade ederken, Sarıbay’a göre, mutlaklaştırılmış bir gerçeklikten çok, kendi içinde karşıtlıkları olan bir diyalektik bir bütün olarak betimlemiştir.

Sivil toplum kavramını kullanırken iki kritere dikkat etmemiz gerekmektedir. Birincisi, devletin dışında yer alma hali, ikincisi ise, sivil toplumun kendi içerisinde demoratik bir işleyişinin olmasıdır. Ancak yine Sarıbay’a göre, sivil toplum biraz devletin içinde, biraz da dışında olmalıdır.

Bu bağlamlarda denilebilir ki, sivil toplum devlet mekanizmalarının dışında -kısmi hakimiyetinde olsa bile- vatandaşların gönüllü olarak oluşturduğu birlikteliklerdir ve devlet yönlendirmesi olsun ve/veya olmasın sivil toplum, toplumsal yapıyı dönüştüren, etkileyen ve hareket ettiren bir faktör olarak toplum içerisinde var olmaktadır. Bu aşamada da devreye, Sivil Toplum Kuruluşları girmektedir.

Kaynakça

Nurhan Yentürk, Bilgi Üniversitesi

Ali Yaşar Sarıbay, Türkiye’de Demokrasi ve Sivil Toplum, 1998

Ömer Çaha, Bir Kez Daha Sivil Toplum, 2006

Hülya Ercan, Türkiye’de Sivil Toplum Tartışmaları Üzerine,2002

İsmail Güneş, Sivil Toplum Kuruluşları, 2004

AB uyum süreci ve STK’lar, 2004

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir